Aileye Sesleniş- İslamda Evlilik
Esselamu Aleyküm ve Rahmetullah. Evlilik çağına gelmiş, her şeyin farkında olup maddi yetersizliği öne süren ailelerle karşı karşıya kalan gençler olduğunu biliyorum. Ancak ailelerin gözden kaçırdıkları bir şey var. Allah'ın emri peygamberin kavli derken istekleriyle buna ters düştüklerinin farkındalar mı bilmiyorum. Eğer ki sizin de böyle çıkmaza girdiğini düşündüğünüz bir vakitte bu yazıma rastlarsanız, sizlere bir yön gösterebilmesini temenni ederim.
Kıymetli ailem, bugün sizlerle kalbinin en derinlerinden gelen bir endişeyi ve bir dileği paylaşmak istiyorum. Bu, sadece benim değil, belki hepimizin imtihanı olan bir konu: Evlilik ve onun hakiki anlamı.
Önce şunu söylemeliyim: Sizlerin benim için en iyisini, en güzelini, en rahatını istemenizden daha tabii bir şey olamaz. Bu, sizin sevginizin, şefkatinizin ve sorumluluk hissinizin bir tezahürü. 'Kızımız/evladımız hiçbir eksiği olmadan, ayakları yere sağlam basarak bir yuva kursun' arzunuz, yüreğinizden kopup gelen en saf duadır. Bunu bütün kalbimle anlıyorum ve size minnettarım.
Ancak yüreğimi size açmak istiyorum. Ben, Resulullah'ın (s.a.v.) ashabının evlendiği gibi, onun gösterdiği şekilde, sade ve Allah'ın rızasını gözeterek bir yuva kurmak istiyorum. Çünkü inanıyorum ki, bir yuvanın temeli betonarme değil, iman üzerine; ziyneti lüks eşya değil, takva üzerine; güvencesi banka hesabı değil, Allah'a olan tevekkül üzerine kurulmalı.
Bakın Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ne buyuruyor:
'Kadın dört şey için nikâh edilir: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç ki, elin bereket bulsun.' (Buhari, Müslim)
Burada altını çizmemiz gereken nokta şu: Rasulullah (s.a.v.) malı, soyu ve güzelliği sayıyor, yok saymıyor. Bunlar dünyalık olarak önemli. Ancak tercih sebebi olarak, 'en hayırlısı' olarak dindarlığı gösteriyor. Çünkü dindarlık, yani takva, o malın helal mi haram mı olduğunun, o güzelliğin iffete mi şehvete mi hizmet edeceğinin, o ailenin değerlerinin ne olduğunun garantisidir.
Sahabe-i Kiram'ın Örnekliği:
Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ruqiyye (r.a.) evlendiğinde, Hz. Osman'ın ne evi ne de büyük bir serveti vardı. Sadeliğin ve fedakarlığın timsaliydiler. Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.)'nın evliliğini düşünelim. Evlerinde süslü eşyalar, yığınla altınlar yoktu. Ama o ev, Rasulullah'ın teriyle yoğrulmuş, duasıyla bereketlenmiş, sevgisiyle ısınmış bir yuvaydı. Evliliklerinin maddi sermayesi, Hz. Ali'nin zırhıydı; onu satıp sadaka dağıttılar, düğünlerini yaptılar.
Maddiyatın Geçiciliği ve Bereketin Kaynağı:
Değerli annem, babam; bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: 'Helal belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisi arasında, insanların çoğunun helal mi haram mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur.' (Buhari, Müslim)
Bugün, evlilik adına yapılan aşırı harcamalar, karşı tarafa yüklenen imkansız maddi yükler, bu 'şüpheli' alana girmiyor mu? Gösteriş, israf, 'komşudan aşağı kalmama' kaygısı... Bunların hepsi bizi asıl maksattan uzaklaştırır. Asıl maksat nedir? "Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz." (Bakara, 187) ayetindeki gibi, birbirini örten, koruyan, güzelleştiren, tamamlayan iki can olmak.
Allah, bereketi helal kazançta, samimi niyette ve israftan kaçınan elde yaratır. Dört dörtlük bir düğün, bir ev, bir araba, ama içinde huzur, sevgi ve Allah korkusu yoksa, o ev büyük bir hapishaneden farksızdır. Oysa ki, bir yürek, diğer yüreği 'Rabbimizin rızası' için severse, Allah o iki kalbe öyle bir huzur ve genişlik verir ki, maddi sıkıntılar o genişliğin yanında bir toz zerresi gibi kalır.
Sizden Rica'm:
Beni, sadece 'şimdiki' maddi durumuna göre değil, onun Allah korkusuna, ahlakına, çalışkanlığına, size ve bana olan saygısına göre değerlendirmenizi istiyorum. Ben, bir ev değil, bir 'yuva' arıyorum. Bir araba değil, hayat yolculuğunda birlikte yürüyebileceğim bir 'yol arkadaşı' arıyorum. Gösterişli bir düğün değil, ömür boyu sürecek bir 'bereketli nikâh' arıyorum.
Siz, bana bu güzel ahlakı, bu inancı verdiniz. Şimdi, bu inancı hayata geçirebileceğim, sade ve samimi bir başlangıç yapmama izin verin. Bana ve eşime duanızı esirgemeyin. Allah'a tevekkül edelim. O, rızkı veren, evleri değil, kalpleri mamur eden değil midir?
"Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın." (Bakara, 231) buyuruyor Rabbimiz. En büyük nimet, sağlıklı bir beden, salih bir kalp ve bu zor zamanda bile dinine bağlı, helalinden kazanmaya çalışan bir eş adayı bulabilmektir.
Sizin desteğiniz ve dualarınızla, inşallah Rabbim bize, Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin yuvası gibi, bereketli, huzurlu ve Allah katında makbul bir yuva nasip eder.
Bu sabrınız ve anlayışınız için şimdiden Allah sizden razı olsun. Sözlerimi, yine Peygamberimizin (s.a.v.) bir müjdesiyle bitirmek istiyorum: 'Helal kazanç arayışı, farz ibadetten sonra gelen bir farzdır.' (Beyhaki) Öyleyse, helal kazanç peşinde olan, dürüst bir genci, en değerli hazine olarak görelim.
Dualarınızı bekliyorum. Ve'lhamdülillahi Rabbi'l-alemin.
Yorumlar
Yorum Gönder